Ankara

Geçenlerde Ankara’daydım
Soğuk iki numara büyük geldi birden
Kim verdi bu usturayı rüzgârın eline

Bu kulaklarıma ana avrat söven rüzgâr
Ne sessizliğimi bıraktı
Ne de yalnızlığımı
Bu şehri kapılar boyadı siyaha
Gece kilit kilit üstüne
Bütün adresler silindi
Henüz iki gün oldu hâlbuki geleli
Yirmi beş yıl yaşadığım şehir
Şimdi yüzüme tükürür gibi

Sövsen de dövsen de gene gelirim
Ey yaşlı ve yorgun şehir
Bütün renklerimi gökyüzüne savurur
Bin çocuğun gözlerinde parlar
Gene senin kızın, oğlun olurum.

Photo by Beyzaa Yurtkuran on Pexels.com

Ezgi

Uykusuz bir gecenin huzursuz sabahında

Döşüne vurduğum bıçakla inler yalnızlığım

An ve an kan sızarak ayak izlerini bırakır

Meçhul bir sahipsizliğin

Photo by Ylanite Koppens on Pexels.com

Ezgidir dinlediğim

Gönlün telinde hırsızlama dolaşır

Çabuktur bir kedinin ayaklarında dans eder

Kokusunu verir yapraklara

Sevdikçe ölür, öldükçe seversin

Yağmurkuşağı

Maviler düşer

Yıldızları tebessümlü gecelerden

Bir bahar akşamı seni düşünürüm

Kırılır yüreksiz aynalar orta yerinden

Şiir neden yazılır, geceyi bölen nedir

Yürekte buruk bir can sıkıntısı

Seni düşünürüm

Maviler düşer gözlerinden

Gece vakti hayal kırığı maviler

Somewhere Over The Rainbow by Rod Trevaskus is licensed under CC-BY-SA 2.0

Sen beni bilmezsin

Aşkın nârına yanmamış kadın

Gözlerimi çocukluğuma salar gelirim

Ezgilerimi duyarsın gönlümün raksı başladığı an

Artık çoktan delirmiştir rengim

Günleri boyarım kopkoyu sevgilere

Bırak ellerine düşeyim

Bırak çoğalsın ellerinde

Soluğu kısık ezgilerim

Gül rengi sussam

Kanat kanat çırpınışım

Duyulur mu ellerinde

Sermest

Kayıp bir İstanbul akşamıydı, sanki bir hüzzam şarkı

Ürperdi sesim, buğulanan gözlerinde

Hafifçe boynunu eğdin, gül misali bülbül sesinde

Emsalsiz güzeldin, gecenin ilhamında sen

Rakı beyazı esrikliğin süzülürken dudaklarımdan

Vuslat

Hüzün gibi

İnce, keskin ve yalın

Bir sızıdır ayrılık

Bırakıp gözyaşlarında

Koca bir şehri

Yitip gitmek gibidir

Her telefon çığlığında

Durdurarak zamanı

Sevince durmak gibi

Umut ekleyerek tebessümlere

Seni sevmek gibidir

Belki çocukça ağlamaklı

Yarı yarıya belki dolarak kadehlere

Bir martı çığlığı renginde

Hüzün gibi acı, sevinç gibi taze

Yaşama durmak gibi hazırlıksız

Çırılçıplak ellerinde

Ayrılık gibi

İnce, keskin ve yalın

Bir sızıdır hüzün

Belki tam tersi

Denklemler kadar kesin

Yaşamak gibi hazırlıksız

Sevinç gibidir

Vuslatın rengi

Masmavi

Çocuklar gibi özlüyorum seni

Bir maviliğin ortasındayım

Denizinde yüreğimin

Kendimde boğulmaktayım

Bulurken bir çocuğu yeniden

Bir seni düşünsem

Seni düşünsem

Anların küfürbaz çiçeği

Değersin bilirim

Özlemeksin sen

Bir büyük sancının ortasında

Mavi bir gülücüksün

İzmir’in tebessümü yüzünde

Masmavi

Fotoğraf Abdullah Başkaya tarafından çekilmiştir.

Kaldırıp atıyorum her şeyi

Karmaşaları, kararsızlıkları, haykırışları

Büyütmeleri içimde bir şeyleri

Bir tek sen olmalısın düşüncemin berraklığında

İzmir’dir hayat, hayatım

Sevinci, sevdasıyla

Sen denizin elleri gibi

Sarmalısın yüreğimin şehrini

Mavi bir tebessüm yüzünde

İzmir’i sığdırsam yüreğime

Masmavi